Hreflang etiketi yazarken en mi kullanmalı, yoksa en-US mı? Bu sorunun cevabı göründüğü kadar basit değil; çünkü doğru seçim, sayfanın hedeflediği kitleye ve sitenin URL yapısına göre değişiyor. Yanlış kodla hedefleme Google'ın sayfayı yanlış kullanıcı segmentine sunmasına yol açabilir; ancak gereğinden fazla bölge kodu eklemek de bakım yükü ve hata riskini artırır.
ISO 639-1 dil kodları iki harfli kısaltmalardır: en, de, tr, fr. ISO 3166-1 Alpha-2 bölge kodları da iki harflidir: US, GB, AU, TR. Hreflang etiketi bu ikisini tire ile birleştirir: en-US, en-GB, de-DE. Ama her dil için bölge kodu zorunlu değildir; bu ayrım pratikte çok sık göz ardı edilir.
en kodu tek başına ne söyler?
en yalnız kullanıldığında Google'a şunu söyler: "Bu sayfa İngilizce içerik sunuyor, ama hangi coğrafyayı hedeflediğimi belirtmiyorum." Bu, tek bir İngilizce versiyonu olan siteler için yeterlidir; özellikle içerik Amerikan İngilizcesi ile İngiliz İngilizcesi arasında anlamlı bir fark taşımıyorsa.
Google bu durumda sayfayı arama dilini İngilizce olarak kullanan herkese aday olarak değerlendirir. Arama konum sinyalleri ve kullanıcının geçmiş davranışları devreye girer, ama hreflang açısından bir bölge kısıtlaması yoktur. ABD'den gelen kullanıcı da görebilir, Hindistan'dan gelen de, Avustralya'dan gelen de.
Dil kodunu bölge kodu olmadan kullanmak bir eksiklik değildir; bilinçli bir karardır. "İçerik herkese hitap ediyor" sinyali vermek açısından en temiz seçenektir. Return tag bir yana. Bakım yükü asgari düzeydedir; return tag gereksinimi yalnızca diğer dillere yönelik çiftler için doğar ve aynı İngilizce içerik için birden fazla bölge kodu tanımlanmadığı sürece bu yapı ekstra yönetim sürtünmesi yaratmaz.
en-US ile en-GB farkı nerede önem kazanır?
Yanıt doğrudan: içerik farklıysa bölge kodunu kullanın, aynıysa gerekmez.
ABD ve İngiltere için iki ayrı sayfa varsa, bunları en-US ve en-GB ile etiketlemek mantıklıdır. Google bu etiketleri kullanıcının arama konumuna göre doğru versiyonu sunmak için kullanır. Fiyatların pound ya da dolar cinsinden gösterildiği e-ticaret sayfaları, farklı yasal gereksinimlerin geçerli olduğu bilgilendirme metinleri veya bölgesel ürün katalogları bu yapı için tipik senaryolardır.
Ama içerik aynıysa durum değişir. Aynı İngilizce metin için hem en-US hem en-GB etiketi eklemek Google'ın bakış açısından anlamsızdır; üstelik return tag gereksinimi doğurur, her iki sayfanın da birbirini ve diğer tüm dil/bölge çiftlerini karşılıklı referans göstermesi gerekir. Yönetim karmaşası artar, hata riski yükselir.
Tek bir içerik, iki bölge senaryosunu x-default etiketi ile çözmek genellikle daha temiz bir yaklaşımdır.
Yaygın yapılandırma hataları
En sık karşılaşılan senaryo şu: sadece en-US etiketi tanımlanıyor, ama site İngilizce içeriğini İngiltere ve Avustralya kullanıcılarına da sunuyor. Bu durumda bu bölgelerden gelen kullanıcılar için hreflang sinyali boşta kalır; Google bu kullanıcıları İngilizce sayfaya yönlendirip yönlendirmeyeceğine kendi başına karar vermek zorunda kalır. Arama sonuçlarında bölgeye özgü tutarsızlık gözlemleniyorsa bu yapılandırma hatası olası nedenlerden biridir.
Bir diğeri: hem en hem en-US etiketi aynı sitede eş zamanlı kullanılıyor. Teknik olarak geçersiz sayılmaz, ama çelişkili bir sinyal oluşturur. Google hangi kural setini uygulayacağını net bilemez; genel hedefli en ile bölge kısıtlı en-US aynı anda varlığını sürdüremez. İkisinden biri seçilmeli.
Return tag eksikliği ise serinin en kritik hatasıdır. en-US sayfasının en-GB sayfasını işaret etmesi yetmez; en-GB sayfasının da en-US sayfasını ve kendisini göstermesi gerekir. Bu karşılıklılık sağlanmadığında Google hreflang grubunu yok sayar ve etiketler etkisiz kalır. Bölge kodu tanımlamaları bu karşılıklı referans zorunluluğunu beraberinde getirir; sayfa sayısı arttıkça yönetim karmaşası da orantılı büyür.
Üçüncü yaygın hata: büyük/küçük harf duyarlılığını göz ardı etmek. Dil kodu küçük harfle (en), bölge kodu büyük harfle (US) yazılır: en-US. Format farkı göz yanıltır. en-us ya da EN-US varyasyonları teknik olarak geçersiz sayılmasa da standart formattan sapma, otomatik doğrulama adımlarında ve araç çıktılarında beklenmedik sorunlara zemin hazırlayabilir; özellikle birden fazla kişinin aynı hreflang grubunu düzenlediği büyük sitelerde, format uyumsuzluğu farklı araçların çelişkili raporlar üretmesine neden olur.
Karar mantığı: ne zaman en, ne zaman en-US?
Bölge kodu eklemek için net bir neden yoksa en kullanın.
Aşağıdaki koşulların en az biri varsa bölge koduna geçin:
- Aynı dilde, farklı coğrafyalara yönelik içerik farkı varsa (fiyat, para birimi, ölçü birimi, yasal bilgi, bölgesel stok durumu)
- Farklı bölgeler için ayrı URL'ler mevcutsa (
/us/,/uk/gibi dizin ayrımı veya.co.uk,.com.augibi ccTLD kullanımı) - Aynı dildeki sayfalar arasında yazım tonu ya da terminoloji farkı varsa (Amerikan İngilizcesinde vacation, İngiliz İngilizcesinde holiday gibi)
Bu koşulların hiçbiri yoksa tek en yeterlidir. Bölge kodu kararı bir içerik kararıdır, teknik tercih değildir. Sayfalar birbirinden anlamlı biçimde farklılaşıyorsa bölge kodu kullanın; farklılaşmıyorsa eklemeyin.
Pratikte en sık hata yapılan yer, her şeyi varsayılan olarak en-US ile başlatmak ve diğer İngilizce pazarları gözden kaçırmaktır. Hindistan, Singapur veya Nijerya gibi İngilizce konuşulan pazarlar da hedef kitlenin parçasıysa en-US yerine en çok daha kapsayıcı bir seçimdir; bu kullanıcılar hiçbir bölge kısıtlamasına takılmaz.
Somut bir senaryo: global SaaS ürünü satan bir site, ABD için dolar fiyatı, İngiltere için pound fiyatı gösteriyor. Bu durumda ürün ve fiyatlandırma sayfaları için en-US ve en-GB ayrımı anlamlıdır. Aynı sitenin yardım merkezi ya da blog bölümü ise her iki pazara özdeş İngilizce içerik sunuyorsa, bu sayfalar için en kullanmak ve ürün sayfaları için bölge kodunu korumak tutarlı bir yaklaşımdır. Hreflang kuralları sayfa bazında uygulanır; sitenin tüm bölümü aynı stratejiyle bağlı değildir.
ABD ve İngiltere dışındaki İngilizce pazarlar
İngilizce konuşulan dünya yalnızca ABD ve İngiltere'den ibaret değildir. Avustralya, Kanada, Hindistan, Nijerya, Singapur gibi pazarlar önemli bir İngilizce kullanıcı kitlesi barındırır. Bu pazarlara da bölge bazlı içerik sunuyorsanız, dil kodu stratejiniz daha da karmaşık bir hal alabilir.
en-AU, en-CA, en-IN gibi kodlar teknik olarak geçerlidir ve Google bu kodları tanır. Ama bu bölgeler için ayrı URL'ler oluşturmak yalnızca içerik gerçekten farklılaşıyorsa anlam taşır. Avustralya pazarına özel fiyat tablosu, vergi bilgisi veya yerel yasal gereklilik varsa en-AU etiketi yerindedir; sadece "o pazara da ulaşmak istiyoruz" motivasyonuyla oluşturulan teknik kopyalar ise duplicate içerik riskini artırır.
Birden fazla İngilizce bölge tanımladığınızda her birinin hem kendine hem diğerlerine return tag göndermesi gerekir. Dört bölge varsa (en-US, en-GB, en-AU, en-CA) her sayfanın dört URL'nin tamamını listelemesi zorunludur. Tek bir eksik referans, Google'ın tüm grubu geçersiz saymasına neden olabilir. Bu yüzden İngilizce bölge sayısı ikiden fazlaya çıktığında manuel yönetim hatalara açık hale gelir; bölge kodu yapılandırmasını otomatik üretecek bir sisteme ya da XML sitemap üzerinden hreflang yönetimine geçmek daha sağlıklıdır.
Peki Hindistan veya Nijerya'dan gelen kullanıcı hangi etiketle yakalanıyor? Bu ülkelerdeki kullanıcılar en etiketi olmadan da İngilizce sayfayı bulabilir; Google, arama dilini ve konum sinyalini birlikte değerlendirir. Ama bu pasif bir süreçtir ve sitenin arama görünürlüğünü sistematik biçimde yönetmez. Hedefleme bilinçli olacaksa etiket de bilinçli konulmalıdır; yalnızca büyük pazarları kapsamak küçük pazarları yok saymak değildir, ama onları sinyalsiz bırakmak demektir.
x-default ile birlikte nasıl çalışır?
Bölge kodlu sayfalar kullandığınızda x-default etiketi hâlâ gereklidir. Bu etiket, hiçbir bölge kuralının eşleşmediği kullanıcılar için varsayılan sayfayı belirtir. Örneğin Avustralya'dan gelen bir kullanıcı için en-AU tanımlı değilse, x-default Google'ın yönlendireceği URL'yi belirler.
x-default genellikle dil seçim sayfasına veya en geniş kitleye hitap eden versiyona atanır. Yalnızca en kullanan sitelerde x-default çoğunlukla aynı URL'ye işaret eder; çünkü tek bir genel İngilizce sayfa zaten tüm İngilizce kullanıcıları kapsar. Aynı URL'yi hem en hem x-default ile etiketlemek geçerli ve yaygın kullanılan bir yapıdır.
Birden fazla dil ve bölge kombinasyonu olan sitelerde hreflang etiketlerini doğru yapılandırmak için tüm çiftleri bir arada görmek, eksik return tag'leri fark etmek kritik önem taşır. On veya daha fazla kombinasyonun bulunduğu sitelerde manuel yönetim hata oranını belirgin biçimde artırır; özellikle yeni dil ekleme veya URL değişikliği sırasında mevcut tüm sayfaların güncellenmesi gerektiği unutulan ilk noktadır.
Karar kriterleri nettir: somut içerik farkı ya da ayrı URL yapısı varsa bölge kodu ekleyin, yoksa eklemeyin. Ama bu kararın bir maliyeti olduğunu baştan hesaba katın; bölge koduna geçildikten sonra tüm hreflang grubunun tutarlılığını sürdürmek, her yeni sayfa eklendiğinde geri dönerek mevcut etiketleri güncellemek gerekir. Bölge kodlarına geçiş kararından önce dil kodlarının ISO 639-1 standardına göre nasıl yazıldığını netleştirmek, ilerleyen aşamalarda hata ayıklama süresini kısaltır. Hreflang grubu bir kez doğru kurulduktan sonra asıl yük koda değil, içerik değişikliklerini izlemeye düşer.