İç link kurma konuşulduğunda çoğu zaman akla gelen şey şudur: her yazıda birkaç link ver, birbirini tamamlayan sayfalara bağlan, sayı makul tutulsun. Bu yeterince doğru bir başlangıç noktasıdır, ama yeterli bir strateji değildir.
Hangi sayfaların daha fazla link alacağı, hangilerinin ağırlıklı olarak link vereceği ve yeni eklenen bir sayfanın mevcut yapıya nasıl dahil edileceği — bunlar planlanmış olmalıdır. Planlı bir iç link yapısı ile rastgele kurulan biri arasındaki fark, link sayısında değil; link akışının nereye yöneltildiğinde ortaya çıkar.
Hiyerarşiyi önce kağıda çizmek
Bir sitenin iç link yapısını kurmadan önce sayfa hiyerarşisini netleştirmek gerekir. Hangi sayfalar siteye en yüksek trafiği çekecek? Hangilerinin arama motoru gözünde daha güçlü görünmesi hedefleniyor?
Tipik bir içerik sitesinde hiyerarşi üç katmanlıdır: ana sayfa en tepede, kategori veya hub sayfaları ortada, tekil yazılar en altta. İç linkler bu hiyerarşiyi yansıtmalıdır: alt katmandaki sayfalar orta katmana bağlanır, orta katman hem üste hem kendi içinde bağlantılar taşır.
Bunu görmezden gelip tüm sayfaları birbirine eşit biçimde bağlamak, link değerinin nereye gittiğini belirsizleştirir. Google hangi sayfayı öne çıkarması gerektiğini kavrayamaz; siz de hangi sayfanın sıralamada yükselmesini istediğinizi kontrol edemezsiniz.
Küçük siteler için bu hiyerarşiyi kafanızda tutmak mümkündür. Ama 50+ sayfalık bir yapıda bir diyagram ya da basit bir tablo çizmek, tutarsızlıkları görmek açısından çok daha işlevseldir.
Öncelikli sayfalar: kim alır, kim verir?
Strateji denilince aklın gitmesi gereken ilk soru şudur: hangi sayfalar daha fazla iç link almalı?
Bunlar genellikle şu özelliklere sahip sayfalardır: dönüşüm açısından kritik olanlar, ticari değeri yüksek olanlar ya da büyük arama hacimli hedef anahtar kelimelerini işleyenler. Bir SEO sitesinde araç sayfaları, bir e-ticarette kategori sayfaları, bir blog ağırlıklı sitede trafik hub'ları bu gruba girer.
Bu sayfaların iç link alması rastlantıya bırakılmamalıdır. Her yeni içerik yayınlandığında şu soru sorulmalıdır: bu yazı, öncelikli sayfalardan birine doğal biçimde link verebilir mi? Eğer verebiliyorsa ve bağlam bunu zorunlu kılmıyorsa bile — vermek genellikle değerlidir.
Öte yandan her sayfanın aynı anda hem çok link alması hem de çok link vermesi beklenemez. Yüksek öncelikli sayfalar bağlantı alır; taze içerik sayfaları çoğunlukla bağlantı verir. Bu iki rol net tutulursa link akışı netleşir.
Bir sayfanın kaç iç link aldığını ve kaç link verdiğini görmek için Link Analizörü'nü kullanabilirsiniz. Hangi sayfaların yalıtılmış kaldığı, hangilerinin beklenmedik biçimde fazla bağlantı topladığı buradan kolayca okunur.
Anchor text kararı: ne kadar tanımlayıcı olmalı?
Anchor text, hem kullanıcıya hem arama motoruna bir sinyal taşır. "Buradan", "şuradan" veya "bu yazı" gibi genel ifadeler bu sinyali boşaltır. "İç link stratejisi", "kırık link tespiti" gibi tanımlayıcı ifadeler ise sayfanın ne hakkında olduğunu açıkça bildirdiğinden daha güçlü sinyaller verir.
Ama tam tersi bir sorun da vardır: aşırı eşleşen anchor text. Bir sayfaya defalarca birebir aynı anahtar kelimeyle link vermek, doğal bir içerik örüntüsünden çok manipülasyon işareti verir. Google bunu uzun süredir değerlendiriyor; iç linklerde de bu değerlendirme geçerliliğini koruyor.
Pratikte sağlıklı bir anchor text dağılımı şuna benzer: anahtar kelimeyle kısmen eşleşen ifadeler çoğunlukta, tam eşleşmeler az ve yalnızca bağlamın gerektirdiği yerlerde, branded ya da genel ifadeler zaman zaman. Bu dağılım yapay değil, okuma akışından doğan bir sonuç gibi görünmelidir.
Anchor text türleri ve her birinin hangi durumda nasıl davrandığı hakkında anchor text ve SEO etkisi üzerine yazılmış ayrıntılı içeriğe bakılabilir.
Orphan page: stratejinin en kolay gözden kaçan noktası
İç link stratejisinin en sık ihmal edilen boyutu, link alan sayfalara değil; hiç link almayan sayfalara dairdir.
Orphan page — yetim sayfa — siteye eklenmiş ama başka hiçbir sayfadan bağlantı almayan içeriktir. Arama motorları bu sayfaları ya tarar ve önemsiz bulur, ya da hiç keşfedemez. Her iki durumda da sayfa sıralama potansiyelini kullanamaz; içinde ne kadar iyi bilgi olduğu fark etmez.
Orphan sayfalar çoğunlukla şu koşullarda oluşur: yeni yayınlanan bir yazıya kimse iç link eklemeyi unutmuştur; bir kategori yeniden yapılandırılmış ama bazı içerikler sistemin dışında kalmıştır; ya da belirli sayfalar "yayınlandı" sayılmış ama hiçbir içerik bunlara atıfta bulunmamıştır.
Bunu önlemenin pratik yolu, yeni içerik eklendiğinde standart bir kontrol noktası koymaktır: bu sayfa sitedeki mevcut yazıların en az birinden bağlantı alıyor mu? Eğer yoksa, hangi eski içerik buna doğal biçimde link verebilir?
Hub page yapısı, orphan page sorununu sistemik olarak çözen yaklaşımlardan biridir: kategorinin merkez sayfası var olduğu sürece yeni içerikler bir hub'a bağlanarak yalıtılmaktan kurtulur.
Fazla iç link ne zaman geri teper?
İç link sayısını artırmak her zaman iyiye gitmez. Birkaç ayrı durumda daha az, daha seçici bir yaklaşım daha sağlıklı sonuçlar verir.
Kısa içeriklerde yoğun link kullanmak bunların başında gelir. 600-700 kelimelik bir yazıda sekiz-on iç link hem sayfanın odağını dağıtır hem de okuyucuyu metinden uzaklaştırır. Link değeri de bu bağlantılar arasında bölünür; hiçbirini güçlü biçimde desteklemez.
Aynı sayfaya aynı yazı içinde birden fazla kez link vermek de benzer bir sorunu üretir. İkinci ve sonraki linkler genellikle dikkate alınmaz. Bir sayfaya bağlanmak için en iyi bağlamı seçmek, her fırsatta tekrar etmekten daha etkilidir.
Üçüncüsü, metinle gerçekten bütünleşmeyen zorlama bağlantılardır. "Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için..." gibi mekanik geçişler, okuyucuya da arama motoruna da sinyalin neden verildiği hakkında hiçbir şey söylemez. İyi bir iç link, cümleyi tamamlar; cümle linki taşımak için kurulmuş gibi durmamalıdır.
İç ve dış linkler arasındaki sayısal dengeyi ve hangi oranların sağlıklı kabul edildiğini iç link oranı üzerine kapsamlı değerlendirme ile birlikte okumak mümkündür.
İç link stratejisi, site büyüdükçe daha belirgin sonuçlar veren bir yapıdır. Küçük sitede fark edilmesi güçtür; ama 50-100 sayfalık bir yapıda yanlış kurulmuş hiyerarşi, sıralamaya yansımak için hazır içeriklerin görünmez kalmasına yol açar. Planlanmış bir yapı ise her yeni içerik eklendiğinde nereye bağlanacağını biliyor olmak anlamına gelir — hiyerarşi net, öncelikli sayfalar belirlenmiş, orphan kontrol noktaları tanımlanmış ve anchor text tutarlı biçimde çeşitlendirilmişse, bundan sonraki her içerik bu yapıyı güçlendirir.